Yakın Tarihimizden Bir Askeri Başarı: Kardak Kayalıkları Krizi

Avrupa ülkeleriyle yaşadığı en büyük askeri ve diplomatik bir başarı olarak anılan Kardak Kayalıkları krizini sizlere yazımızda açıklayacağız.

Kardak Kayalıkları Krizi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu tarihten bu yana Kıbrıs Barış Harekâtı (1974) ile beraber Avrupa ülkeleriyle yaşadığı en büyük askeri ve diplomatik bir başarı olarak anılmakta. Peki, üstünde bir yerleşke bile olmayan bu ufak adacıkların böyle küresel boyutta bir krize yol açmasına ve iki ülkenin savaşın eşiğine gelmesine sebep olan etmenler neydi? Kriz nasıl başladı ve nasıl bitti?

Kardak Kayalıkları Krizi Nedir?

Olaylar 25 Aralık 1995’te Figen Akat isimli Türk Bandrollü bir yük taşıma gemisinin Ege Denizi’nde Bodrum açıklarındaki Kardak Kayalıklarına oturmasıyla başladı. Olaydan sonra hem Yunanistan, hem Türkiye adaya kurtarma birlikleri yollamak istedi, ancak Yunanistan olayın kendi karasularında olduğunu iddia edince işler karışmaya başladı. Bodruma 4 deniz milinden daha yakın olan adanın kime ait olduğuna dair bir kanıt yoktu, ancak Londra Boğazlar Sözleşmesi’nden beri süregelen bir diplomatik sorun olan kıta sahanlığı meselesi; bu çorak adanın kıymetini ciddi manada arttırıyordu. Kıta sahanlığıyla ilgili hemen her uluslararası su da farklı bir yasal düzenleme olmasına rağmen genel kanı şu şekilde, Kıta sahanlığı ülkenin karasının bittiği noktadan itibaren 200 deniz mili uzunluğundaki alana denilir ve bu bölge de ülkenin toprağı sayılır, başka bir deyişle bu sulardaki tüm kaynaklar size aittir (Akdeniz’teki doğalgaz rezervleri meselesi doğrudan bu konuyla alakalıdır) veya bu bölgeden geçen ticari gemiler sizin sularınızda yüzmekte olduğundan ülkenin yasalarına bağlı olarak bir miktar ödeme yapmak durumundadır. Boğazlar sözleşmesinde de belirtildiği üzere üzerinde yerleşke bulunan adalar da bu durumda son kara parçası kabul edilebilir. Bu bilgilerden hareketle Yunanların amacı hem bu noktada Türklere karşı bir askeri başarıya imza atarak medya gücünü elde etmek hem de kıta sahanlıklarını iyice genişleterek bizi neredeyse denize giremez hale getirmekti. Dolayısıyla medya manipülasyonlarına ilk başlayan da onlar oldu; olay dünya basınına ilk kez 20 Ocak 1996’da Yunan “Gramma” gazetesinden duyuruldu.

Yunan askerleri bir süre sonra doğudaki adacığa asker çıkarıp bayrak dikti. Bunun üzerine iki ülke arasındaki gerilim iyice tırmandı ve iki ülkenin donanma kuvvetlerin adanın çevresinde konuşlanmaya başladı, ancak önce davranan yine Yunanlar olmuştu, Kardak adaları yunan donanması ve hava kuvvetleriyle çepeçevre sarılmış durumdaydı ve sürekli olarak gözlemleniyordu. Bu saatten sonra oraya resmi emirlerle gidecek tek bir hücumbot bile savaş ilanı manasına gelecekti, ancak Türk Hükümeti krizin böyle rafa kaldırmasına göz yummadı. Dönemin başbakanı Tansu Çiller’in ikonik lafını hatırlatacak olursak “O bayrak inecekti, o asker gidecekti.” Türk Silahlı Kuvvetleri savaşa hazırdı ve ortalıkta tam bir kaos hakimdi. En sonunda Genelkurmay Başkanlığı şu öneride mutabakata vardı; 30 tane kahraman SAT komandosu bodrumdan gecenin karanlığında botlarla hareket edip adaya Türk bayrağı dikecekti, eğer yakalanırlarsa bunun kendi fikirleri olduğunu iddia ederek hükümeti de aklayacaklardı. Tim komutanı “Ali Türkşen” önderliğindeki SAT birliği 30 Ocak gecesi yola çıktı. Gecenin karanlığında el feneri bile kullanmadan koskoca Yunan donanması ve helikopterleri arasından karıncayı incitmeden geçen kahraman ekip adaya çıktı ve şanlı Bayrağımızı ada topraklarına dikti. Sabah olduğunda ise düşünmesi gereken artık Yunanlardı; nasıl geldiği açıklanamayan bir avuç Türk Komandosu, omuzlarında silahlarıyla adanın üstünde Türk Bayrağı’nın yanında beklemekteydi. Bu noktadan sonra işler tersine döndü ve Yunanların sıkacağı bir kurşun bile savaş ilanı sayılacağından Yunan donanması adayı ve çevresini terk etti. Olaydan sonra dönemin Yunan Genelkurmay başkanı istifasını verirken 2013 yılında Yunanistan İktidar partisi lideri Nikos Mihaloliakos 30 Ocak 1996 gecesini kendileri için bir “utanç gecesi” olarak değerlendirdi. Bu harekatta görev alan kahraman komandoların birçoğu  “Balyoz” ve “Ergenekon” davalarından 3 ila 5 yıl hapsedildiler, ancak devletlerine küsmediler. Ne yaparsak yapalım hakkını ödeyemeyeceğimiz SAT komandolarını ve tüm şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları’nı saygı ve minnetle anıyoruz.


Etiketler: ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Yakın Tarihimizden Bir Askeri Başarı: Kardak Kayalıkları Krizi için yorumda bulun

    Yakın Tarihimizden Bir Askeri Başarı: Kardak Kayalıkları Krizi için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak Yakın Tarihimizden Bir Askeri Başarı: Kardak Kayalıkları Krizi için ilk yorumu yapabilirsin.