Avrupa Menşeili Yönetmenlerden Özgün Senaryolarıyla Aklınızı Başınızdan Alacak 5 Film

Bu yazımızda insanların çokca takip ettiği Holywood aksine Avrupa'dan çıkmış en iyi ve en çok dikkat çeken 5 filmi listeledik.

Sinema denilince akla ilk gelen; dudak uçuklatan bütçeleri ve usta oyuncu kadroları ile “Hollywood” olsa da Avrupa’daki yönetmenler de harika yapımlarla biz buradayız demeye devam etmekte. Gerek bir Hollywood yönetmeninin değinmeye cesaret edemeyeceği noktalara parmak basan anlatılarla, gerek gişe kaygısı gütmeden sadece estetik amacıyla ortaya çıkmış yapıtlarla, gerekse sinemanın sanat hayatına yön veren akımların kıvılcımlarını atan usta yönetmenleriyle Avrupa da; sinema endüstrisinin olmasa da “sinema sanatının” odak noktası olmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.  Biz de sizler için, Avrupa Sinemaları’ndan dikkat çekici 5 filmi listeledik.

Der Siebente Kontinent – Michael Haneke (1989)

Günlük hayatlarının rutinlerine sıkışıp kalmış 3 kişilik çekirdek bir aile; her şeyi arkalarında bırakarak “7. Kıta’ya” kaçıp yeni bir hayata başlamanın hayallerini kurmaktadır. Ne var ki ilk bakışta yanlış yorumlanan huzurlu ve mutlu aile görünümleri arkasında onları bu rutine dair derinden rahatsız eden bir şeyler vardır ve bu hapsoldukları gündelik olaylar çemberin kırmanın “ ne yazık ki” tek yolu görünmektedir. “Dieter Berner” ve “Silvia Fenz” gibi isimleri barındıran zengin kadrosu ve metaforik anlatımlarıyla “Der Siebente Kontinent”, göz kırpmadan izlenmeyi ve bittiğinde ayakta alkışlanmayı hak ediyor.

Dogville – Lars von Trier (2003) 

Peşindeki birtakım insanlardan kaçan genç bir kadın, Colorado’da küçük bir kasaba olan Dogville’e rastlar ve sığınma talebinde bulunur. Kasaba halkı bu genç kadının onlar için çalışmasına ve gündelik işlere yardım etmesine karşılık onun da kasabalarında yaşamasına izin verirler. Hak edilmemiş bir otorite sahibi olan insanların erdemlerden uzaklaşarak kendinden güçsüz durumdakilere karşı nasıl bir değişim geçirdiklerini tüm çıplaklığıyla masaya yatıran filmde, başrol koltuğunda Nicole Kidman oturmakta. Filmin en dikkat çekici noktası ise; bir “stüdyoda” geçiyor olması…

The Lobster – Yorgos Lanthimos (2015)

Distopik bir yakın gelecekte geçen bu filmde, devlet politikaları dolayısıyla bekâr insanlar “Otel’e” götürülerek 45 gün içerisinde hayatlarının aşkını bulmakla yükümlüdür. Bu süre zarfında “ruh eşlerini” bulamayanlar ise kendi tercih ettikleri bir hayvana dönüştürülerek ormanlığa salınmak suretiyle cezalandırılacaktır. Aslında, tutuculuk düzeyi yüksek toplumların bekâr insanlara ve evlilik kurumuna nasıl baktıklarına ayna tutan Yorgos Lanthimos filminde, “hiciv” sanatı adeta baştan vücut bulmakta.

Det Sjunde Inseglet – Ingmar Bergman (1957) 

Yaşam, ölüm, tanrının varlığı gibi konulara yanıtlar arayan bir ortaçağ şövalyesi; ölüm vakti çatıp da ölüm meleğiyle yüz yüze geldiğinde, hayatının bağışlanması için bir satranç maçı teklif eder. Siyah-beyaz olan bu filmin bazı sahneleri seyircide bir tabloya bakıyormuş izlenimi uyandırırken, film boyunca şövalyenin başından geçenler ve ölüm meleğiyle arasındaki diyaloglar üzerinden seyirciye içinden çıkılması güç sorular sorduran Bergman’ın bu filmi, gerçek bir başyapıt.

Trois Couleurs: Bleu – Krzysztof Kieślowski (1993)

 Kieslowsky tarafından yazılan ve yönetilen bu film, yönetmenin Fransa’ya ithaf edeceği “3 Renk” üçlemesinin de ilk filmi. Kocasını ve tek çocuğunu bir araba kazasında kaybeden orta yaşlarında bir kadının hayata yeniden tutunma çabasını işleyen bu muazzam filmin başrolünde ise “Juliette Binoche” var. Üçlemedeki filmlerin temaları Fransız Devrimi’nin baskın düşünceleri olan özgürlük, eşitlik ve dayanışma olurken Kieslowski’ye göre bu filmin teması “özgürlük”.

Bonus: Gegen Die Wand – Fatih Akın (2004)

 Zor zamanlar geçiren alkol ve uyuşturucu bağımlısı Cahit( Birol Ünel) ile ailesinin baskıları yüzünden intihara teşebbüs eden Sibel’in( Sibel Kekilli) hayatları kesişir. Bu noktadan sonra ikilinin el ele vererek hayatlarına taze başlangıçlar yapmak için verdikleri mücadeleyi ekrana yansıtan Fatih Akın; bu filmiyle “Altın Ayı” başta olmak üzere birçok ödüle layık görüldü.


Etiketler: , ,
  • Ana Sayfa
  • Sinema
  • Avrupa Menşeili Yönetmenlerden Özgün Senaryolarıyla Aklınızı Başınızdan Alacak 5 Film

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Avrupa Menşeili Yönetmenlerden Özgün Senaryolarıyla Aklınızı Başınızdan Alacak 5 Film için yorumda bulun

    Avrupa Menşeili Yönetmenlerden Özgün Senaryolarıyla Aklınızı Başınızdan Alacak 5 Film için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak Avrupa Menşeili Yönetmenlerden Özgün Senaryolarıyla Aklınızı Başınızdan Alacak 5 Film için ilk yorumu yapabilirsin.